Savaş da İstemiyoruz Düşmanlık da!

 
00:00

Dünya Barış Günü: Emek ve Demokrasi Güçlerinden Barış Mitingi

İstanbul Emek ve Demokrasi Koordinasyonu, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle 10 Eylülde, Bakırköy Özgürlük Meydanında bir miting gerçekleştirdi. Çeşitli siyasi parti ve emek örgütlerinden binlerce kişi, “Barış, Özgürlük, Adalet”, “OHAL’e Hayır!”, “KHKlar İptal Edilsin!” diye haykırdı.

Hitlerden Trump'a, Putinden... Umutsuzluk İçinde Çalkalanan Kitleler

İnsanlık bir kez daha büyük çalkantıların yaşandığı bir dönemden geçiyor. Tüm ülkelerde yaşam standartları düşüyor; gelecek kaygısı ve toplumsal huzursuzluk yükseliyor. Milliyetçi, demokrasi düşmanı, tek adam olmaya hevesli, savaş yanlısı liderler siyaset sahnesinin önüne çıkıyorlar. Peki neden? Neden umutsuz emekçi kitleler kendilerini uçuruma sürükleyecek liderlerin arkasından gidiyorlar?

Mussolini Çok Konuşuyor: İnsanlığın Çıkmaz Sokağa Girdiği Zamanlar

Öyle zamanlar olur ki, insanlar birdenbire kendilerini çıkmaz bir sokakta bulurlar. Yön duygularını ve en önemlisi umutlarını yitiren insanlar, teslim olurlar. Hem de neye ve kime teslim olduklarını tam bilmeden, hesaplamadan… Böyle zamanlar, faşist liderlerin kalabalıkları peşlerinden sürüklediği zamanlardır.

Hitler Kitleleri Nasıl Kandırdı?

Alman faşizminin lideri Hitler, tarihin gördüğü en kıyıcı, en zalim, en kanlı diktatördü. Ancak Almanya’nın başında olduğu dönemde kitleleri “zenginlik ve güç” vaadiyle kandırmayı, peşine takmayı başarmıştı. Bugünün egemenleri de “Büyük Türkiye” vaatleriyle kitleleri kandırıyorlar. Tek adam rejimini hayata geçirmeye çalışıyorlar.

1 Eylül Dünya Barış Günü

Emek ve Demokrasi İçin Güç Birliği bileşenlerinin çağrısıyla 4 Eylül Pazar günü Bakırköy Halk Pazarı’nda barış mitingi gerçekleştirildi. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün 77. yılında “Faşizme, Darbelere, Savaşa Karşı Demokrasi ve Barış İstiyoruz” şiarıyla gerçekleştirilen mitinge, binlerce kişi katıldı.

Kore Savaşı: Adını Bilmedikleri Ülkede Ölen Askerler

Yıl 1950… Türk askerleri Kore’de. Adını bilmedikleri bir ülke… Dilini bilmedikleri, insanlarını tanımadıkları bir halk! Aralarında binlerce kilometre, okyanuslar, büyük kara parçaları... Tüm bunlara rağmen Türkiye’nin dört bir yanından 5 bin yoksul işçi ve köylü çocuğu 1950’nin 28 Eylül günü Amerikan nakliye gemisiyle, gencecik yaşta Kore’de savaşa yollandı.

Birinci Dünya Savaşı: Aldatılan Milyonlar

Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde İngiltere, Fransa ve Rusya bir tarafta; Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu ise diğer tarafta yer alacaktı. Bu iki cephe arasındaki savaş milyonlarca insanın canını alırken, yan yana yaşayan halklar bölünüp parçalanacak ve sonu gelmeyen acılar çekilecekti.

1991-95 Balkan Savaşı: “Kardeştik, Düşman Ettiler”

Bu hikâye, on yıllar boyunca bir arada yaşayan, kardeşleşen, birbirleriyle sorunları olmayan halkların nasıl düşman edildiğinin hikâyesidir.

Savaşa Değil Emekçiye Bütçe

Emekçiler için savaş ölüm, yıkım, acı ve gözyaşı demektir. İşçi-emekçilerden kesilen vergilerle oluşturulan bütçenin önemli bir kısmı savunma adı altında silahlanmaya ayrılıyor. Bütçeden silahlanmaya ayrılan payın artması; sağlık, eğitim, ulaşım, yaşanabilir bir çevre gibi topluma hizmet sunulan alanlara daha az bütçe ayrılması anlamına geliyor.

Haksız Savaşların Öteki Yüzü: Mülteciler

Ortadoğu'da yürüyen emperyalist savaş onbinlerce insanın canını almaya devam ediyor. Yüz binlerce insan ise hayatta kalabilmek için zorlu göç yollarına düşmek zorunda kalıyor. Göçmenlere önyargıyla bakmak, onları aşağılayıcı söylem ve tutumları benimsemek kapitalist egemenlerin tuzağına düşmek anlamına geliyor.

Sayfalar

Savaş da İstemiyoruz Düşmanlık da! beslemesine abone olun.